
16 Mart 2010 Salı
Kazaklardan minder

25 Şubat 2010 Perşembe
Deniz kabuklarından yüzük - Koçtaş takı kursu (4)
Bebeklerde ve çocuklarda beslenme
(Dr. Rüçhan Altuğ’un ‘Bebeklerde ve Çocuklarda Beslenme’ adlı kitabından alıntıdır.)

ÇOCUĞUM BAZI BESİNLERİ AĞZINA KOYMUYOR
Araştırılacak noktalar ve çareleri
1: Yemediği bu yemek kendisine ilk defa mı verilmiştir?Çare : Şayet ilk defa verilmiş ise ve hiç tanımadığı için istemiyorsa, ısrar etmemeli, sık sık sofrada görmesine, başkalarının seve seve yediğine şahit olmasına yardımcı olmalıdır.
2: Yemediği yemek acaba çocuğun yiyebileceği şekilde hazırlanmış mıdır?Çare : Bazı bebeklerin veya çocukların iştahsızlığında mama ve yemeklerin uygun bir şekilde hazırlanmamış olması büyük rol oynar. Çok tuzlu, çok tatlı, çok tatsız, çok koyu veya çok sulu olması ve bu konularda çocuğun zevk ve arzularının dikkate alınmaması, çocuğun yemeği reddetmesine ve neticede iştahsız olarak nitelendirilmesine sebep olur.Mama ve yemeklerin lezzet ve kıvamı yanında çocuğun sevmediği bir yemekte ısrar etmek de problemler yaratır. Böyle durumlarda sevmediği yemeğin alternatifini yani yerini tutan başka bir yemeği vermelidir.
3: Çocuğun yemediği bu besinler ne tür besinlerdir?Çare : Bu besinlerin kıymet ve önem dereceleri, benzerlerini yani alternatiflerinin bulunup bulunmadığı doktorla görüşülüp tespit edilmelidir.Örneğin pirzolayı ağzına koymayan bir çocuk şayet köfte yiyorsa, kesinlikle bir problem yok demektir. Peyniri ağzına koymayan bir bebek süt ve yumurta yiyorsa gene bir problem yok demektir.
Kaynak : Dr. Rüçhan Altuğ
Bebeklerde ve Çocuklarda Beslenme
Sayfa : 167-168

ÇOCUĞUM BAZI BESİNLERİ AĞZINA KOYMUYOR
Araştırılacak noktalar ve çareleri
1: Yemediği bu yemek kendisine ilk defa mı verilmiştir?Çare : Şayet ilk defa verilmiş ise ve hiç tanımadığı için istemiyorsa, ısrar etmemeli, sık sık sofrada görmesine, başkalarının seve seve yediğine şahit olmasına yardımcı olmalıdır.
2: Yemediği yemek acaba çocuğun yiyebileceği şekilde hazırlanmış mıdır?Çare : Bazı bebeklerin veya çocukların iştahsızlığında mama ve yemeklerin uygun bir şekilde hazırlanmamış olması büyük rol oynar. Çok tuzlu, çok tatlı, çok tatsız, çok koyu veya çok sulu olması ve bu konularda çocuğun zevk ve arzularının dikkate alınmaması, çocuğun yemeği reddetmesine ve neticede iştahsız olarak nitelendirilmesine sebep olur.Mama ve yemeklerin lezzet ve kıvamı yanında çocuğun sevmediği bir yemekte ısrar etmek de problemler yaratır. Böyle durumlarda sevmediği yemeğin alternatifini yani yerini tutan başka bir yemeği vermelidir.
3: Çocuğun yemediği bu besinler ne tür besinlerdir?Çare : Bu besinlerin kıymet ve önem dereceleri, benzerlerini yani alternatiflerinin bulunup bulunmadığı doktorla görüşülüp tespit edilmelidir.Örneğin pirzolayı ağzına koymayan bir çocuk şayet köfte yiyorsa, kesinlikle bir problem yok demektir. Peyniri ağzına koymayan bir bebek süt ve yumurta yiyorsa gene bir problem yok demektir.
Kaynak : Dr. Rüçhan Altuğ
Bebeklerde ve Çocuklarda Beslenme
Sayfa : 167-168
Anne/Babalık Sanatı
(Leyla Navaro'nun 'Gerçekten beni duyuyor musun?' adlı kitabından alıntıdır.)
Anne/Babalık Sanatı
“ÇÜNKÜ ANNEYİM…”Çünkü anneyim…. Anne olmayı bana kimse öğretmedi. Bildiklerimi kendi annemden, ailemden, arkadaşlarımdan, biraz da gazeteden, dergi, TV ve bazı kitaplardan öğreniyorum… İyi bir anne olmak istiyorum… İstiyorum ki çocuklarım akıllı, terbiyeli, başarılı, mutlu, herkesin sevip beğendiği çocuklar olsun… Onlara ne iyi baktığımı, nasıl büyüttüğümü, onlar için ne büyük fedakarlıklara katlandığımı anlatsınlar… Onları hayata hazırlayayım, birçok şey öğreteyim, her zaman sevgi dolu, sabırlı, anlayışlı bir anne olayım…
Ama bu bazen öyle zor ki… Bütün iyi niyetime rağmen her şey istediğim gibi olmuyor… Bir bakıyorum ki istemeden çocuğuma kızmışım… Onu azarlıyorum, deliler gibi bağırıyorum. Hatta arada sırada el kaldırıp dövdüğüm bile oluyor… Sonradan yaptığıma öyle pişman oluyorum ki; çok da üzülüyorum… Bu küçük savunmasız yaratığa nasıl vurdum? Nasıl el kaldırdım? Hani onu o kadar seviyordum? Ben ne biçim anneyim? Kendimi yiyorum… ama elimde değil… bazen öyle sabırsız, öyle sinirliyim ki… yapmam gereken bir sürü iş var, hepsini de yetiştirmek istiyorum…o an en küçük bir yaramazlığı, bir söz dinlememeyi dahi kaldıramıyorum… öyle özeniyorum ki şu sabırlı annelere, hiç kızmayan, sinirlenmeyen hoş görülü, her zaman güler yüzlü olan annelere… ama ben yapamıyorum… Neden?
ÇÜNKÜ BENDE İNSANIM……..
Kaynak : Leyla Navaro
Gerçekten beni duyuyor musun? Sayfa : 21
Anne/Babalık Sanatı
“ÇÜNKÜ ANNEYİM…”Çünkü anneyim…. Anne olmayı bana kimse öğretmedi. Bildiklerimi kendi annemden, ailemden, arkadaşlarımdan, biraz da gazeteden, dergi, TV ve bazı kitaplardan öğreniyorum… İyi bir anne olmak istiyorum… İstiyorum ki çocuklarım akıllı, terbiyeli, başarılı, mutlu, herkesin sevip beğendiği çocuklar olsun… Onlara ne iyi baktığımı, nasıl büyüttüğümü, onlar için ne büyük fedakarlıklara katlandığımı anlatsınlar… Onları hayata hazırlayayım, birçok şey öğreteyim, her zaman sevgi dolu, sabırlı, anlayışlı bir anne olayım…
Ama bu bazen öyle zor ki… Bütün iyi niyetime rağmen her şey istediğim gibi olmuyor… Bir bakıyorum ki istemeden çocuğuma kızmışım… Onu azarlıyorum, deliler gibi bağırıyorum. Hatta arada sırada el kaldırıp dövdüğüm bile oluyor… Sonradan yaptığıma öyle pişman oluyorum ki; çok da üzülüyorum… Bu küçük savunmasız yaratığa nasıl vurdum? Nasıl el kaldırdım? Hani onu o kadar seviyordum? Ben ne biçim anneyim? Kendimi yiyorum… ama elimde değil… bazen öyle sabırsız, öyle sinirliyim ki… yapmam gereken bir sürü iş var, hepsini de yetiştirmek istiyorum…o an en küçük bir yaramazlığı, bir söz dinlememeyi dahi kaldıramıyorum… öyle özeniyorum ki şu sabırlı annelere, hiç kızmayan, sinirlenmeyen hoş görülü, her zaman güler yüzlü olan annelere… ama ben yapamıyorum… Neden?
ÇÜNKÜ BENDE İNSANIM……..
Kaynak : Leyla Navaro
Gerçekten beni duyuyor musun? Sayfa : 21
VİTAMİNLER HANGİ BESİNLERDE BULUNUR
A VİTAMİNİ

Karaciğer, böbrek, yumurta, buğday, mantar, baklagiller, fasulye, domates, kereviz, fıstık, ceviz, maun fıstığı, avokado.
B1

Buğday, baklagiller (özellikle börülce), karaciğer, ıspanak, Brüksel lahanası, bamya, fasulye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.
B2

Süt ve süt ürünleri, karaciğer, böbrek, mantar, elenmiş undan yapılmış ekmek, cerealler, badem, yeşil sebzeler.
B3

Karaciğer, böbrek, balık, tavuk, hindi, ekmek, cerealler, mantar, baklagiller, fıstık, fıstık yağı, ceviz, fındık, badem, bira mayası, esmer pirinç, esmer makarna.
B5

Karaciğer, böbrek, yumurta, buğday, mantar, baklagiller, fasulye, domates, kereviz, fıstık, ceviz, fıstığı, avokado.
B6

Buğday, baklagiller (özellikle börülce), karaciğer, ıspanak, Brüksel lahanası, bamya, fasulye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.
B12

Karaciğer, böbrek, tavşan ve koyun eti, hindi, sardalye, ançuez, somon, ton, uskumru, gibi yağlı balıklar, yumurta, peynir.
FOLİK ASİT

Buğday, baklagiller (özellikle börülce), karaciğer, ıspanak, bürüksel lahanası, bamya, fasulye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.
BİOTİN

Yumurta, süt, istiridye, bezelye, domates, marul, karnabahar, greyfurt, badem, mısır, karpuz, lahana, ringa balığı.
C VİTAMİNİ


Yeşil ve kırmızı biber, maydonoz, kivi, yeşil yapraklı sebzeler, domates, portakal, greyfurt, kavun, brokoli, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası, çilek, limon, bezelye, soğan.
D VİTAMİNİ

Balık yağı, soman, ton, uskumru gibi yağlı balıklar, peynir,yumurta, istiridye, karaciğer, tereyağı.
E VİTAMİNİ

İşlemden geçmemiş yağlar, buğday, mısır, ayçiçeği, fıstık, susam, soya yağları, zeytinyağı, balık yağı, fındık, fıstık, badem, ton balığı, sardalya, somon, patates, yumurta sarısı, domates, koyu yeşil renkli sebzeler.
K VİTAMİNİ

Karnabahar, yeşil sebzeler, Brüksel lahanası, marul, lahana, fasulye, bezelye, su teresi, kuşkonmaz, yoğurt, yumurta sarısı, balık yağı, patates, mısır yağı.
Kaynak : Gelecek Yiyeceklerde
(Dr. Yasemin Bradley- Anthony Bradley)
STRES TESTİ ve YİYECEKLERLE STRESTEN KURTULMA YOLLARI ;

. Kendiniz hep yorgun mu hissediyorsunuz?
· Kendinizi sık sık tedirgin, sinirli veya panik halinde mi hissediyorsunuz?
· Çabuk kızıyor veya saldırganlaşıyor musunuz?
· Kendinizi neşesiz veya depresif mi hissediyorsunuz?
· Duygusal dalgalanmalar içinde misiniz?
· Uyku sorununuz var mı?
· Diğer insanlara karşı sabırsız mısınız?
· İnsanlardan uzaklaşma isteği içinde misiniz?
· Kendinizi değersiz mi hissediyorsunuz?
· Seks isteğinizde azalma var mı?
· Kendinizi daha iyi hissetmek için daha mı çok yiyorsunuz?
· İştahınızda azalma var mı?
· Konsantrasyon güçlüğü çekiyor musunuz?
· Dinlenmekte, hiçbir şey yapmadan oturmakta güçlük mü çekiyorsunuz?
· Dinlenmek için daha çok içki ve sigara içmek zorunda kalıyor musunuz?
· Sık sık başınız ağrıyor mu?
· Sık sık nezle, grip oluyor musunuz?
· Eskiden yapmaktan hoşlandığınız şeyler artık size zevk vermiyor mu?
Evetleriniz fazlaysa aşağıda verdiğimiz önerileri kulak ardı etmeyin…..
Yapılması gerekenler ;
· Tüm sebze ve meyveler,

· Elenmiş undan yapılmış yiyecekler,
· Baklagiller,
· Tavuk , balık,
· Kahverengi pirinç,
· Fındık, ceviz, badem (az miktarda)


· Tohumlar: Ayçiçeği-bal kabağı çekirdeği, susam, keten tohumu,
· Su
Yapılmaması gerekenler ;
· Rafine karbonhidratlar,
· Özel işlemden geçmiş yiyecekler,
· Hazır yiyecekler,
· Beyaz ekmek, beyaz makarna, beyaz pirinç,
· Bisküviler, kekler, krakerler,
· Şekerler, tatlılar,
· Aşırı kırmızı et yemek,
· Çay, kahve, kola, gazlı içecekler,
· Çikolata,
· Sigara,
· Alkol
Kaynak : Gelecek Yiyeceklerde
Dr. Yasemin Bradley- Anthony Bradley
24 Şubat 2010 Çarşamba
Doğadan gelen sağlık...
Son zamanlarda sağlıklı beslenmenin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmemiz için önemi ve sebze ve meyvelerin bu beslenme yaklaşımı içindeki yeri konusunda pek çok çalışma yapılmakta ve gündem oluşturulmaktadır. Bu köşede de sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam arasındaki yakın ilişki üzerinde sıkça durulmakta ve güncel bilgiler aktarılmaktadır. Bu bağlamda sarımsağın sağlıklı yaşama katkısını irdeleyen bir çalışma ilgi çekicidir.

Sarımsak tüketilmesi ile kanser gelişimi arasındaki ilişkinin bilinmesi yeni değildir. Saygın merkezlerde yapılan hücre çalışmaları ve hayvan deneylerinde sarımsağın kanser riskini azalttığı gözlenmiştir. İnsanları kapsayan geniş epidemiolojik çalışmalar da yapılmış olmakla birlikte sarımsak tüketen insanların genelde daha fazla sebze ve meyve tüketiyor olmalarından yada daha başka bir deyişle daha sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip olabileceklerinden doğrudan sarımsak etkisinin varlığı net olarak ortaya konamamıştır.
Yapılan son çalışma sözü edilen karıştırıcı etmenleri de göz önüne alması ve sonucunda da sarımsak tüketilmesinin prostat kanseri riskini yarı yarıya azalttığını göstermesi açısından önemlidir.
Sarımsak tüketilmesinin olumlu katkılarının prostat kanseri gelişme riskini azaltmasıyla sınırlı olmadığı düşünülmektedir. Kalın bağırsak, mide ve meme kanseri gelişim risklerinin azaltılması yönünde de etkileri olabileceğini gösteren çalışmalar yayınlanmaktadır.
Uzmanların altını çizdiği bir başka nokta da sarımsağın olumlu etkilerini yalnızca belirli bazı dokular üzerinde yapmamasıdır. Tüm beden için geçerli olan geniş bir kanser karşıtı etkiden söz edilmektedir.
Konuyla ilgili olarak akla gelebilecek sorulardan birisi sarımsağın yemekler içinde yada tabletler biçiminde alınmasının arasında fark olup olmadığıdır. Bununla ilgili yapılan çalışmalarda net bir yanıta ulaşılamamıştır.
Sarımsak içinde bulunan çeşitli bileşikler izole edilmiştir ve incelenmektedir. Bunların tabletlere yansıtılması ile etkisinin değişip değişmediği de araştırılan konular arasındadır.
İnsanlar arasında özellikle sarımsak içeren tablet kullanımına yönelten en önemli neden çok fazla miktarda sarımsak tüketilmesi gereğine olan inanışlardır. Ancak bazı uzmanlar haftada bir yada iki baş sarımsak tüketilmesinin yararlı etkiler için yeterli olabileceğini düşünmektedirler. Bunun yanında haftada dört yada beş baş sarımsağın optimal etki için uygun miktar olduğunu belirten araştırmacılar da vardır. Bunların üzerindeki miktarların sindirim sorunlarına yol açabileceğinin altı çizilmektedir.
Sarımsağı sevmeyenler içinde aslında bir iyi haber söz konusudur. Araştırmalar sarımsak ve soğan sınıfından tüm sebzelerin benzer kanser karşıtı etkilere sahip olabileceğini göstermektedir.
15 Mayıs 2003
Prof. Dr. Kayıhan Engin
(Havadan sudan köşe yazıları; s: 57)

Sarımsak tüketilmesi ile kanser gelişimi arasındaki ilişkinin bilinmesi yeni değildir. Saygın merkezlerde yapılan hücre çalışmaları ve hayvan deneylerinde sarımsağın kanser riskini azalttığı gözlenmiştir. İnsanları kapsayan geniş epidemiolojik çalışmalar da yapılmış olmakla birlikte sarımsak tüketen insanların genelde daha fazla sebze ve meyve tüketiyor olmalarından yada daha başka bir deyişle daha sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip olabileceklerinden doğrudan sarımsak etkisinin varlığı net olarak ortaya konamamıştır.
Yapılan son çalışma sözü edilen karıştırıcı etmenleri de göz önüne alması ve sonucunda da sarımsak tüketilmesinin prostat kanseri riskini yarı yarıya azalttığını göstermesi açısından önemlidir.
Sarımsak tüketilmesinin olumlu katkılarının prostat kanseri gelişme riskini azaltmasıyla sınırlı olmadığı düşünülmektedir. Kalın bağırsak, mide ve meme kanseri gelişim risklerinin azaltılması yönünde de etkileri olabileceğini gösteren çalışmalar yayınlanmaktadır.
Uzmanların altını çizdiği bir başka nokta da sarımsağın olumlu etkilerini yalnızca belirli bazı dokular üzerinde yapmamasıdır. Tüm beden için geçerli olan geniş bir kanser karşıtı etkiden söz edilmektedir.
Konuyla ilgili olarak akla gelebilecek sorulardan birisi sarımsağın yemekler içinde yada tabletler biçiminde alınmasının arasında fark olup olmadığıdır. Bununla ilgili yapılan çalışmalarda net bir yanıta ulaşılamamıştır.
Sarımsak içinde bulunan çeşitli bileşikler izole edilmiştir ve incelenmektedir. Bunların tabletlere yansıtılması ile etkisinin değişip değişmediği de araştırılan konular arasındadır.
İnsanlar arasında özellikle sarımsak içeren tablet kullanımına yönelten en önemli neden çok fazla miktarda sarımsak tüketilmesi gereğine olan inanışlardır. Ancak bazı uzmanlar haftada bir yada iki baş sarımsak tüketilmesinin yararlı etkiler için yeterli olabileceğini düşünmektedirler. Bunun yanında haftada dört yada beş baş sarımsağın optimal etki için uygun miktar olduğunu belirten araştırmacılar da vardır. Bunların üzerindeki miktarların sindirim sorunlarına yol açabileceğinin altı çizilmektedir.
Sarımsağı sevmeyenler içinde aslında bir iyi haber söz konusudur. Araştırmalar sarımsak ve soğan sınıfından tüm sebzelerin benzer kanser karşıtı etkilere sahip olabileceğini göstermektedir.
15 Mayıs 2003
Prof. Dr. Kayıhan Engin
(Havadan sudan köşe yazıları; s: 57)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)